20 Eylül 2010 Pazartesi

Cücükler Duymasın Vol.2- The Return of The Carrot





Lisedeyim o zamanlar, TGRT'de dizilerin yayınlandığı zamanlar düşünün. İşte günlerden bir gün henüz Atv'ye geçmemiş, doğal olarak popülerleşmemiş Çocuklar Duymasın'ı izliyoruz annemle tesadüfen. İkimiz de çok eğleniyoruz. Tabi zamanla her Türk dizisinin makus talihine sahip olan bu dizinin de boku çıkıyor, Haluk'un "Bababababa" diye kızmaları, Havuç'un cep telefonu istemeleri izleyiciyi bayar hale geliyor. Her ikisi de kendi çaplarında skandallara adlarını yazdıran Tamer Karadağlı ve Pınar Altuğ da diziden ayrılınca, artık nihayet sonlanıyor bu dizi. Yine de hakkını teslim etmek lazım ki bir dönem fenomen olmayı başarmış bir dizi, ah bir de tadında bırakmayı bilseydik!

Şimdiyse ne akla hizmetse hemen hemen orijinal kadrosuyla ekranlara döndü bu dizi, malumunuz. Şimdi diziyi neden izlemediğimi maddelendiriyorum. İbret olsun izleyen varsa da uzaklaşsın.

*Aynı esprilere 10 yıl gülme gibi bir yetim yok maalesef. Misal geçen bir sahneye rastladım. Meltem bir resim almış, Haluk da "Neresi sanat, çiçek böcek işte" şeklinde yaklaşırken, Meltem her zamanki bilmiş, didaktik havasıyla karşı çıkıyordu. Onun dışında tıpatıp aynı karakterler ve benzer durumlar var. Zamanında güldük ama cep telefonu isteyen yeni bir bücürün ortaya çıkması "bu kez güldürmedi".

*Meltem ve Gönül karakterleri. Herşeye katlanırım ama bunlara asla! Trt açık öğretim programı izliyor gibi hissediyorum kendimi. Her konuşmada bir mesaj verme kaygısı, öğretici olmaya kasma. Tabi asıl suç bu yapmacık ötesi, yapay diyalogları yazan Birol Güven'de! Hikaye üretmede fena olmayabilir ama yazdığı senaryolar feci şekilde bayıyor. Bir süre sonra boğulacak gibi oluyorum. Benzer bir diğer senarist için bkz: Tayfun Güneyer.

*Birol Güven'in karısı. Ay o açılış şarkısı, çiçekler, böcekler, çocuklar gibi şen al al yüzler vs. Börrkkk kusmak istiyorum. O meleksi olduğunu sanan ama benim için katlanılması güç mıymıy ses ve o şarkı "Aynı gemide yol alııııır, ayrı dümen tutarız bu evde...." Cidden bir konuda ağzımdan laf almanız gerekiyorsa işkence için bu şarkıyı dinletebilirsiniz.

*Gerçekdışı olması. İlk bakışta gerçekçi gibi. Odun baba karakteri, titiz, kültürlü anne, ergenlik sorunları yaşayan kız, yaramaz ve istekleri bitmeyen çocuk. Şu an formül biraz değişse de özünde aynı. Bu tablo dışardan bakınca gerçekçi dursa da maalesef içine girince işler değişiyor. Diyaloglar gerçekdışı, tartışmalar keza öyle.


* Yeni gelen bücür, Havuç'un küçüklüğü. Zaten bir Havuç yeteri kadar ızdırapken, bir de bunun gelmesi. Gönül'ün oğluymuş, sahi o kadının kocasını naptılar, öldü falan mı dediler acep? Neyse mevzuya dönelim. Bu çocukta da aynı bilmişlik, aynı cep telefonu hırsı. Üzgünüm ama şunu anlayın artık komik değil! Gülmeye kasarken çene kaslarımızı ağrıtmaktan başka işe yaramıyor, üzgünüm.

* Daha pek çok sebep sayabilirim ama saymıyorum artık. Şen Yuva gibi güzelim bir diziyi bitirip, bunu devam ettiren Atv'ye yada şöyle söyliyim Şen Yuva'yı izlemeyip bunu izleyen yurdum insanına da laflar hazırladım ama neyse susuyorum!

Not: Türk tivilerinden güzel bir dizi tanıtımı yakında...

6 yorum:

  1. selam şeker!

    bir türk dizisi yorumunda yine sizlerle birlikteyiz :)) evet, tadında bırakmayı bilmeme durumu maalesef fecii halde var bizimkilerde... yaprak dökümünün bu sene kaçıncı sezonu, 6 mı 7 mi?! şimdi bi de çocuklar duymasın çıktı... üstelik eskisinden bin beter bi şekilde! eski günlerin hatrına bir bölüm ben de izledim, ama sonra bu işkenceye daha fazla dayanamadım! abicim ne o öyle didaktik didaktik konuşmalar, zorlama espriler, saçma sapan diyaloglar... eskiden haluk biraz da olsa sempatikti, şimdiyse iyice itici, odun bi herif olmuş :P ayyyhhh, içim daraldı valla :P

    türk dizisi olarak çakıl taşları + ezel diyorum... belki yeni başlayanlardan bazıları da umut vaad edebilir (öyle bir geçer zaman ki, deli saraylı, türkan falan... daha izlemedim ama)

    YanıtlayınSil
  2. hoşgeldin dost, bu dizi yazısında da beni yalnız bırakmadığın için teşekkürler^^
    yaprak dökümü'nü ali rıza bey ölene dek artık kaç sezon lazımsa sürdürecekler bence. bu cücüklere ise sözüm kalmadı artık hala aynı espriler. ben artık lisede yaptığım esprileri yapmıyorum kardeşim, siz hiç mi yol alamadınız?
    valla ben 1 yıldır uzaktım türk dizilerinden ama bu sezon güzel şeyler olacak gibi. ben de ezel ve çakıl taşlarının yanına bir dizi daha ekledim, yazarım yakında^^

    YanıtlayınSil
  3. hangisi ki o? merak ettim ^^ bir an önce söyle ki biz de izleyelim :)
    şen yuva da başka kanalda devam edicekmiş diyolar... heyecanla bekliyorum valla. tankut'unun hastasıydım, kalender bey'inin, yerli Barney Stinson olan Nurettin'inin... Hadi hayırlısı bakalım, kısfmet :P

    YanıtlayınSil
  4. açıklıyorum o zaman, senin umut vaadedenler arasında saydığın öyle bir geçer zaman ki.(yalnız bu dizinin adı yerine bir kısaltma bulmalı, günlük hayatta da canım çıkıyor sölicem diye) neyse çok beğendim onu, bu akşam 2. bölümü var, izlemediysen yakalayabilirsin.
    şen yuva için benim de umutlu bekleyişim sürüyor bakalım, yoksan kalender babamı, tankut'u çok özlicem:))

    YanıtlayınSil
  5. Kimbaaaaaap, o uzun isimli (swh) diziyi izledim ben bugün. Tüylerim diken diken oldu! Zaman tüneline girmiş gibiyim. İçinde epeyce klişe var (karısını aldatan adam, liseli kızları ağına düşürmeye çalışan orta yaşlı çapkın, vs.) ama yine de çok iyi diziymiş hakkaten. Özellikle evin büyük kızına hasta oldum, devrimci çocuk ve zengin çocuğuyla olan aşk üçgeni güzel şeyler vaad ediyor :) Hatırla Sevgili'yi de çok severek izlemiştim zaten...

    Ama bu dizi ilerde Yaprak Dökümü'ne bağlar, bizi çok ağlatır, demedi deme :P

    YanıtlayınSil
  6. valla ilerde bozabilir tabi her türk dizisi gibi, orijinal olmadığı da doğru, ama oyunculuklar şahane. evin içinde hissediyorum kendimi, neyse yakında yazımda hepsinde bahsedicem.
    ama o ahmet (devrimci çocuk) kocam, osman da bebişim olsun, yerim^^

    YanıtlayınSil