Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2010 Salı

Mim...

Joey'm Potter'ım beni mimlemiş, mim anket havasında. Gayet basit soru cevap şeklinde. Hadi başlayalım bakalım :D

1. Lakabın var mı, varsa nedir?
Aslında öyle herkesçe kullanılan bir lakabım yok. Ama Öz yada Özüm diyenler olur sıkça, ismimden ötürü tabi^^

2. Son zamanlarda diline dolanan şarkı?
Dilime dolanan şarkıları genelde izlediğim şeyler belirliyor, en son izlediğim animenin açılış parçası (Lonely in Gorgeous) dilime dolandı, bir de bir aralar çok sevdiğim şu eski şarkıya (Begin Again) tekrar sardım bu ara.

3.En son ne zaman, neye ve kime aşık oldun?
Joey en güzel cevabı vermiş, aynen katılıyorum. Aşkın kendisine:)

4. En son okuduğun kitap ve izlediğin film?
Kitap olarak yıllar sonra tekrar Çavdar Tarlasında Çocuklar'ı okudum(Catcher in the rye/Garip olan okuduğum sıralarda izlediğim Paradise Kiss'teki karakter de aynı kitabı okuyordu), film olaraksa 2046'yı izledim.

5. Son zamanlarda en çok özlediğin?
Anne ve babamı hep özlerim, ama artık aynı evde yaşamadığımdan ablamı da özlüyorum. (Burayı okursa hemen poposu kalkar ama^^)

6. Bir günlüğüne ünlü biri (oyuncu,şarkıcı, politikacı vs.) olma hakkı verilseydi kim olurdun?
Vanessa Paradis (Johnny Depp'in eşi). Evet çok sığ bir cevap oldu:D

7.Yarın sabahki ilk planın?
Temizlik yapicim, maalesef :(

8. En sevdiğin huyun?
İnsanları dış görünüşe göre değerlendirmem, dışlamam yada dalga geçmem. Bunu yapanlardan nefret ederim.

9. Şu anki bölümünde/mesleğinde olmasaydın, ne olurdun?
Muhtemelen sanatla ilgili bir şeyler yapmak isterdim. Yazarlık yada kamera arkası gibi.

10. Okurken en zevk aldığın 3 blog?
Çok zor bir soru. Ne desem bilemedim. Biraz Joey'den kopya çekicem:D
1. Tüm uzak doğu blogları(Yani diğer blogumdaki listemde bulunanların hepsi)
2. Dramabeans (Joey ile aynı oldu ama hergün ilk iş bakarım buraya, hayatta yazılarını kaçırmam)
3. Hyperboleandahalf (Bir arkadaşım tavsiye etmişti, o günden beri yarılarak okuyorum)

Şimdi gelelim mimlenenlere, Mia Wallace, Düş Bahçesi ve doğumgünü hedayesi olarak Astrea'ya gitsin:))

30 Eylül 2010 Perşembe

Bakalım Masaüstümde ne varmıııış :D

Blogun ismini "Kimbaptan Mimler" olarak değiştiricim, ama memnunum bu işten, seviyorum cevaplamayı. Geçenlerde bir yerlerde bu mimi görüp kıskanmıştım, Düş Bahçesi içine doğmuş gibi mimlemiş beni. Teşekkür edelim burdan öncelikle :D

Şimdi mim gayet basit ve açık, bir o kadar da eğlenceli. Herkes masaüstünü neyin süslediğini ele güne gösteriyor. Valla tam bana göre bir mim çünkü masaüstümü bazen aynı gün içinde bile bir kaç kez değiştirdiğim olur, bakınca sevdiğim bir şeyleri görmek isterim. Önemlidir yani benim için, öyle 2 kuş koyayım, balık koyayım demem. Genelde de son zamanlarda ne izlemişsem o olur masaüstümde. Şu aralar da çok sevdiğim NANA animesindeki en sevdiğim 2 karakter Nana ve Ren süslüyor masaüstümü, özellikle alttaki 2 resim, ama siz söyleyin koyulmaz mı bunlar :))




** Şimdi sıra geldi mimlenenlere, bu yazıyı okuyan tüm uzak doğucular, mim zaten basit valla bekliyorum hepinizden. Görelim bakalım sizin masaüstünüzdeki çekikleri :)

28 Eylül 2010 Salı

Hayatı Anlamlandıran Şarkılar



Mia yine zor bir mim bulmuş ve toplu katliam yapıp, acımadan herkesi mimlemiş. Ben de na
siplenmiş oldum. Konu çok güzel ama o kadar zor ki! Allah'tan bulan kişi insaflı davranmış da 3 şarkı seçin demiş, 1 tane seçmek zorunda kalsaydım halim dumandı. Eh başlayalım o zaman.

* Radiohead- Paranoid Android: Yıllardır, hatırlamadığım bir tarihten beri dinliyorum bu şarkıyı. Durgun sularda takılıp birden hareketlenmesi tekrar durulması aynı benim hayatımı andırıyor. Mesela bir dönem çok hareketli geçer benim için bu 1 yıl da olur, bir kaç aylık süreç de. Ardından mutlaka durgun bir dönem gelir.
Sadece bu açıdan değil tabi, bir şekilde genel olarak yakıştırırım bu şarkıyı hayatıma. Yürürken sıkça içimden söylemişliğim vardır. Tabi şahane sözleri ayrı bir inceleme konusudur.

*Joe Hisaishi- Howl's Moving Castle: Favori anime filmlerimden bu filmin soundtracki de artık deha olduğunu kanıtlayan, her yapıtına kurban olduğum Joe Hisaishi'ye ait. Filmin bayıldığım ana temasının sözlere ihtiyacı yok, herşeyi anlatıyor melodisi, hem hüzünlü hem neşeli geliyor bana. Aslında gerçekten hayatımın enn bi fon müziği bu aslında, sıkça beynimin içinde çalıyorum. Howl ve Sophie'yle mutlu mesut kırlarda koşup, yürüyen şatoyla dolaşıyorum :D Nedense bu melodi hep bir yerlerde hazır oluyor, sıkça mırıldanırken buluyorum kendimi.

*Queen- Bohemian Rhapsody: Ne kadar zaman geçerse geçsin, ben yıllar sonra da Freddie Mercury'nin sesine aşık olmaya devam edicem galiba. Bu şarkı da 3 ayrı şarkının birleşimidir aslında, ilk başta bir rock grubunda alışkın olmadığımız türde bir koro ile başlar. Şarkının ikinci kısmı piyano eşliğinde ballad havasındadır, şahsi favorim "Mama just killed a man" diye başlayan bu kısımdır. 3. olarak da daha hareketli şarkının o ana kadarki havasından tamamen kopuk kısım başlar, daha o yılların rock'ına yakındır.
İşte şarkıdaki bu çeşitliliği hayata benzetiyorum, asla dinlemekten sıkılmıyorum. Zaten şu sözleri de hayatı çok güzel özetliyor: "Mama I don't wanna die, i sometimes wish i'd never been born at all"

Eveeet sıradaki kurban da Bunusevdim olsun :D Umarım hoşuna gider Bu'cum :))

14 Eylül 2010 Salı

İlk Mim/Gönderilmemiş Mektuplar...




Eveeet, wordpress blogumda sağolsun arkadaşlarım pek çok kez mimlemişlerdi, ama blogspot aleminde ilk kez mimlenmenin haklı gururunu yaşıyorum:P
Sevgili Mia'ya mim için teşekkür ederek konusundan da bahsedelim. İstediğimiz birine mektup yazmak, ben de tam 10 yıl sonra bu sayfa hala burda durmaktaysa, biri de açıp okursa diye o kişi/lere yazdım. 2023'e mektuplar projesi vardı, ona benzedi biraz çaktırmayın. Yani 14 Eylül 2010 tarihinden 14 Eylül 2020'ye yazılmış bir mektup olacak bu.

Sevgili 14 Eylül 2020 tarihinde bu sayfayı açan kişi,

Bu astronomik uzunlukta hitap kısmından sonra sadede gelelim. Çeşitli sorularım olcak, bir yandan da şu an Türkiye neye benziyor onu bir hatırlatmak lazım sana, malum 10 yıl geçmiş aradan.
* Türkiye Cumhuriyeti hala yaşıyor mu?
* Tam olarak kaç dönüm daha toprak kaybettik, kaç kurum satıldı?
*8 sene kadar oldu AKP iktidarda, 10 yıl daha sürecek mi?
*Yakın zamanda (aslında 2 gün önce) Milli Basketbol Takımımız dünya 2.si oldu, 10 yıl içinde sporun herhangi bir dalında dünya şampiyonu olmayı başardık mı?
*Bilim alanında hala hiç bir bok yapmamış mı oliciiz?
* Hala Eurovision'da 1. olmaya kasmak, dünyaya açılma adına yaptığımız tek şey mi?
*Yaprak Dökümü hala devam ediyor mu?
*10 yıl sonra 33 yaşında olucam, acaba evlenip barklandım mı, götü göbeği saldım mı, çirkinleştim mi, mutlu muyum? (Pardon ya sen nerden bileceksin)
*10 yıl sonra uzak doğudan sıkılmış olurum muhtemelen, ama belki de burda Koreli/Japon/Diğer kocamla mutlu resimlerim olur? Görebiliyor musun öyle bir şey, dikkatli bak! (Yine kişisel, olsun belki beni tanıyan biri girer:))
*Blogu kaç kişi izliyor? Blogun yazarı-yani bendeniz- herhangi bir kitap neyin çıkarmış mıyım? (pucca wanna be/ ahahaha şaka be yükseklerde gözüm yok anacım)

Çok ütopik oldu sanki, Arkadaşım sen bana en iyisi sağlıklı, mutlu olduğumu ve vatanımın çok toprak kaybetmeyip, kuruluş ideolojisinin de çok dışına çıkmadan yoluna devam ettiğini söyle yeter...

Kib, sçs, öpt, bye:D:D (Bak bu tamamen geyik, anlamazsın belki neme lazım, espri anlayışı değişmiştir.


14 Eylül 2010'dan Sevgiler
-KimbapSushi-
Edit: Bunun bir mim olduğunu unutup öyle bitirivermişim.
Mimlenenler: Astrea, Sermin ve Sadako mimlendiniz canlar:)))