Düşündüm taşındım, kendimle yüzleştim, kah ormanda yürüyüşe çıkıp kah okyanusa dalıp (evet sırf bunun için yurtdışına çıktım) kendimle konuştum, 5n1k uyguladım, "ben kimim" dedim, "sevgi neydi" dedim, "babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi" diye kritik sorular sordum kendime. Bir aynaya bakmak gibiydi, korkmuştum, bir ürperti duyumsadım.
Muhahah korktunuz değil mi, ben de bu kadar dayanabildim zaten. Neyse ya bunların hiç birini yapmadım, kendimi tanıyorum. Bir şeylere gıcık olmak için yaratılmışım. Hele bazı günler öyle bir nefretle doluyorum ki herkese ve herşeye kusuyorum. Merak etmeyin benimki zararsız. Genelde şöyle gelişir. Kahvaltı esnasında"Bu peynir bozuk, bu markayı hiç sevmiyorum", Tv izlerken "Gerizekalı kaltaklar, kolay yoldan ünlü olun yetenek sıfır, bunların kafalarını alıp duvarlara sürteceksin", dışarı çıkıldığında "Şu kızın giyimine bak, oha yani abartsaymış. Bir de sevgililerin yanına kuyruk olmuş." Bu vb. ifadeleri bazen fark etmeden öyle abartıyorum ki, beni iyi tanıyan bir arkadaşım varsa yanımda yine nefret saçıyorsun der geçer, ama tanımayana tam bir ızdırap, kabul ediyorum^^
Neyse ya, benim amacım böyle uzatmadan maddelemekti mevzuyu, biraz sözlük tadında bir yazı olacak gibi. Burda yazacaklarım genelde herkesçe sevilen ama benim hiç hazzetmediğim şeylerdir. Eminim unuttuğum tonlarca şey olacak çünkü liste kabarık.
Lady Gaga

Lady Gaga mısın paçalı mısın her neysen, nefret ediyorum lan senden. True Blood'ı izleme sebebim Eric'i yediğin klibe bile katlandım lan. Çirkinsin bir kere kabul et. Ses desen bence hiç bir özelliği yok, gayet düz hatta fazla düz. Olay tamamen ilgi çekici imaj+müzikal altyapıya kalıyor. Şarkılarının dumtısçaktıs her mekanda (rock barda bile çalıyo lan, beri blues'u da bozdunuz yazıklar olsun!) çalmasının sebebi gaza getirici etkisi. Bu ise senin "şahane" sesin "müthiş" kabiliyetinden ziyade tamamen şarkının altyapısında barnağı olan aranjör mü artık ne diyorsanız onlara kalıyor. Ya eminim seveni çok, belki herkes "Ne diyon sen yavaşşş" diyecek yada "Duygularıma tercüman oldun bebeğim, mucx" dersiniz bilemem ama ben hiç hoşlaşmıyorum kendisinden.
Eternal Sunshine of The Spotless Mind

Ya arkadaş ne umutlarla izledim ben bu filmi zamanında, orijinalini bile aldım (allahtan abartıp Dvd almamış, Vcd'yle yetinmişim). Bak bu maddeye itiraz bekliyorum açıkçası, herkes bayılıyor zira. Tamam iyiydi hoştu da öyle über, süpersonik, yüzyılın filmi hali de yoktu. Zamanında facebook hedemi kapatmamın sebebi herkesin bu filmin fanı olmasıydı. Arkadaş ortamlarında lafı açılınca gözlerinden kalpler çıkaran bir güruh ve "Ne güzel filmdi baba" diyerek kederlenmeler. Yok efendim Jim Carrey ilk kez böyle bir rolde oynamış da, görüntüleriymiş, kurgusuymuş da falanfeşmekan. 2 karlı okyanuslu görüntü koy, oh senden büyüğü yok artık! Bir de baş karaktere hafif dengesiz ama sevimli, cool bir hava kat. Hemen oyuncu da film de yerlere göklere sığdırılamasın. Biliyorum şu anda tam bir sanat düşmanı odun gibi geliyorum size, ama sevmedim beyler yapacak bir şey yok.
Mantar

O kaygan, sert mi yumuşak mı belirsiz şey, bir böcek yiyormuş hissi, bir tedirginlik. Tat desen tat yok, koku desen o da yok. Bizim de aksi gibi tüm aile bayılır, bundan yemek yapıldıysa ama doğduklarına pişman ediyorum ben onlarııııı, dur seeeen! Alıp o tencereyi camdan atıyorum, sonra hepsini diziyorum karşıma yer misin yemez misin! Tamam bunları yap(a)masam da bir cıngar çıkarmadan bırakmıyorum. Pizzayı herkes bitirdiğinde ben yeni başlıyorum, bu deyyusları ayıklıyorum.
The Big Bang Theory

Geçenlerde diğer blogda Ninsan'la yaptık bunun muhabbetini ama baştan söliim zamanında ilk 2 bölümünü falan izlemiştim, o yüzden bu çok hödükçe ve önyargılı bir madde olabilir. Ama sevmedim napim? Karakterler çok itici, o geek tipler, hepsi iticilikte sınır tanımıyor. Güya güzel olan sarışın kıza diyecek söz bulamıyorum. Bir de hep aynı durum, basit durumları, olayları bilimselliğe döken, sosyallikten yoksun bir grup inek. Eee tamam nereye kadar gülcez. Üstelik şahane espriler de değil. Atıyorum şöyle bişey: "Sence bu kız neden benden kaçtı?" "Hmmmm belki vücut ısısında heyecanlı anlarda artışa geçme durumunun bilmemne zamazingosunun zortlaması" Gülüşmeler...
İşte bende hiç bir zaman o gülüşmeler olmadı (hiç bir zaman dediği 2 bölüm^^) Bir de herşey abartılmıyor mu, 2 gönderme yap senden iyisi yok. Ne var bunda, Star Wars'a mı yapmak istiyorsun, at uygun bir yere "I'm your father" repliği, senden zekisi yok.Üzgünüm otur sıfır:)
You're Beautiful & Boys Over Flowers

Şu şekerler de olmasa çekilmezdi^^
Şimdi öncelikle şunu söliim, bu blogu uzak doğudan "uzak" tutsam da hayatımın önemli bir bölümünü ele geçirmiş bir şeyi tamamen es geçemem. Bu yüzden nacizane şu 2 kdramayı iliştiriverdim.
Öncelikle bu tam bir nefret değil, zaten Kore'ye ait bir şeyden hiç bir zaman o kadar nefret edemem^^ İzlerken sıkılmadım falan da hep aklımdan "Offf çok klişe" gibi şeyler geçti. Go Mi Nam ve Jan Di'ye olan nefretimi ise fırsat bulduğum her yerde belirttim sanırım. Yani esas hatunlar bu kadar yıvvvrannnç olmayaydı, belki daha güzel bir şekilde anardım bu 2 diziyi.

Yine de You're Beautiful'daki acayip komik sahneleri (misal domuz kovalama) es geçemem bu yüzden bir tık önde, BOF'nin yanında. BOF yerine ise her zaman japon versiyonu Hana Yori Dango'yu tercih ederim zaten, eh o zaman sorun çözüldü, hadi diğer maddeye geçelim.
Titanic
Hiç etkilenmedim, beğenmedim. İzlediğim anda unuttum. Leo'yu tıfıl olarak bir aşk filminde izlemek istersem zibilyon kez izlediğim ama vazgeçemediğim Romeo&Juliet var, onu izlerim. Herhalde az sayıda kişiden biriyim ama yok arkadaş, Kate Winslet'ın o dombili yüzü, Leo'nun bızdık halleri, güvertede sarılma klişesi falan hiç gelemem.
Angelina Jolie

Valla billa kıskançlık değil, beğendiğim pek çok hatun var, hatta sayısız ama bu kadını beğenemedim. Mavi iri göz, dolgun dudak, siyah saç üçlemesi herkesin dibini düşürmek zorunda değil. Bir kere suratı çok ebleh ve bir "fazlalık" var (öyle düşündüğün fazlalık değil, bir dinle)
Yani aşırılık var, dudaklar fazla kalın, gözler çok iri. Vücudu da aksine fazla ince, o vücuda o koca kafa, abartılı yüz. Bakmak yoruyor. (Oha be abarttım gibi, kadını ucube yaptım çıkardım) Neyse bu kadının daha güzeli var halis muhlis Türk malı, Sultan dururken bakmam yüzüne. Üzülme Angie seni seven çok nasılsa^^

Marlboro/Parliament

Özellikle Parliament'ten hiç hoşlanmam, Marlboro belki. Pahalı herşey o kadar da güzel olmuyormuş demekki. Ben başladım başlayalı kullandığım Winston Box'ımla mutluyum.
Msn
Bizim zamanımızda, çook eskilerde Icq vardı, pek popülerdi çocuğum. Öyle facebook gibi bilgileri yazıp bulurdun milleti. Bu yüzden tanımadıklarınla da konuşabilirdin. Birine ulaşmanın en kolay yolu destansı (Örn:256818840284) Icq numarasını almaktı. Mesaj gelince "Aao" diye bir ses çıkardı, pek şirin. İşte ben o günlerde kaldım, Kalbim Icq'da Kaldı yeni bestem^^ Msn'e alışmak da değil sorun. Bir çevrimiçi oluyorum, kimse yazmıyor, sonra "meşgul"e geçiyorum, dizi izlemeye başlıyorum milletin yazacağı tutuyor. Böyle pek çok kıllığı var, sevmiyorum lan daha da asosyal olcam.
Telefonda konuşmak

Her zaman olmaz bu, bazı günler. Bazen cidden zulüm gelir, ama zaten karşımdakini angut yerine koymam o zaman açmaz sonra kendim ararım (aman ne saygılıyım dimi) Aslında bazı kişilerle belli kişilerle konuşmak işkencedir. Mesela bir arkadaşımla telefonda geyiğe bir dalarız dakikalar boyunca sadece gülme sesleri duyulur. Bazılarında ise daha doğrusu samimi olunmayan kişilerde sessizlikler olur, ne diyeceğini bilemezsin en son kapatalım o zaman dersin, böyle götoş durumlar. En güzeli tam gülüşürken "Hadi bakalım öptüm görüşürüz" tarzında bitirmek, böyle cool bir hava katmaktır olaya.
Neyse ki konuşmaktan hoşlanmadıklarım artık hayatımda artık yok, yada ben görüşmüyorum. Böylece telefonum çalınca buhranlar geçirmeme gerek kalmıyor.*Baktım ki bu liste bitecek gibi değil, dedim artık burda keseyim. Bu arada TopTen listesi değildir, yani sıralama yoktur. Bu yazının devamı gelebileceğinden Volume 1 diyorum.
Herkes Nefret Ettiği Halde Sevilen Şeyler, çok yakında...